Geleneksel üretim modellerinin ve unutulmaya yüz tutmuş ata mesleklerinin ekonomik değeri her geçen gün daha da katlanırken, Ankara’nın Nallıhan ilçesinden genç girişimcilere taş çıkartacak nitelikte ilham verici bir başarı hikayesi yükseldi. Nallıhan’da yaşamını sürdüren 71 yaşındaki Ahmet Öztürk, üç kuşaktır devam eden aile geleneğini büyük bir sadakatle geleceğe taşıyor. Evinin bodrum katındaki kısıtlı ve mütevazı alanı adeta tam teşekküllü bir ipek böceği üretim merkezine dönüştüren Öztürk, sadece 40 günlük yoğun ve titiz bir mesainin sonucunda tam 216 bin liralık muazzam bir net gelir elde etmeyi başardı.
Çocukluk yıllarında dedesi ve babasının tezgahında ipek böcekçiliğinin inceliklerini kavrayarak bu zanaata ilk adımını atan emektar üretici, tam 60 yıldır bu hassas ve zahmetli üretimi kesintisiz bir biçimde sürdürüyor. Kendi arazisinde yetiştirdiği 500 dut ağacından her gün sabırla topladığı taze yapraklarla ipek böceklerini besleyen Ahmet Öztürk, 2026 yılı hasat döneminde sergilediği performansla bölgede adeta bir üretim rekoruna imza attı.
Evinin alt katındaki bodrum alanını ipek böceklerinin ihtiyaç duyduğu ideal iklim ve hijyen koşullarına göre baştan aşağı dizayn eden emektar üretici, yaklaşık 40 gün boyunca gece gündüz demeden süren zorlu ve son derece titiz bir bakım sürecini geride bıraktı. Gösterilen bu yoğun emeğin karşılığını fazlasıyla alan Öztürk, 2026 yılı üretim sezonunda toplamda 94 kilogram ağırlığında yüksek kaliteli koza elde etti.
Üretilen birinci sınıf kozalar, Türkiye’de bu sektörün en büyük çatı kuruluşu olan Bursa Koza Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Kozabirlik) tarafından yerinde incelendi. Kozabirlik yetkilileri, Ahmet Öztürk’ün gözü gibi baktığı ürünlerin tamamını kilogramı 2 bin 300 liralık güncel tavan fiyattan satın aldı. Bu stratejik satış anlaşması neticesinde Ahmet Öztürk, evinin altındaki bodrum katından sadece 40 gün gibi kısa bir sürede 216 bin TL’lik tertemiz bir kazanç sağlamış oldu.

İpek böcekçiliğinin özellikle Nallıhan bölgesi için tarımsal faaliyetler arasında en yüksek kar marjına sahip iş kollarından biri olduğunu belirten Ahmet Öztürk, bu yüksek verimli üretimin gizli kalmış püf noktalarını şu sözlerle aktardı:
İlk Evre Ve Hassas Besleme: “Böcekler tesisimize ilk ulaştığı günlerde çok narin oluyorlar. Bu yüzden dut yapraklarını neredeyse un ufak edecek şekilde çok küçük kıyarak beslemeye başlıyoruz. Larvalar bu aşamada yaprağın doğrudan öz sütünü emerek hızla büyüyor.”
Gelişim Ve Koza Örme Süreci: “Yaklaşık 10 günlük ilk evrenin ardından böcekler olgunlaştıkça yaprakları bütün ve iri şekilde vermeye başlıyoruz. Doğru ve kaliteli beslenen bir böcek, gelişimini tamamladığı an içgüdüsel olarak kendi etrafına koza sarmaya başlıyor.”
Mucizevi İstatistik: “Her bir kozanın fiziksel ağırlığı ortalama 1 ila 2 gram arasındadır. Ancak bu küçücük kozanın içinden çözülen ipek ipliğinin kesintisiz uzunluğu tam 500 ile 600 metre arasında değişmektedir. Eşim ve çocuklarım bu süreçte benim en büyük destekçim. İş arayan tüm gençlere bu karlı mesleği tavsiye ediyorum.”
İpek böceği yetiştiriciliğinde ortam sıcaklığının, nem dengesinin ve hava sirkülasyonunun hayati bir fonksiyon üstlendiğini hatırlatan emektar zanaatkar Ahmet Öztürk, Nallıhan’daki yerel üreticilerin geleceğini kurtaracak büyük bir müjdeyi de paylaştı. Yerel yönetimler ve kalkınma ajanslarıyla yaptıkları görüşmeler neticesinde mahallelerine çok yakın bir zaman dilimi içerisinde tam teşekküllü ve modern bir “Böcek Evi” kurulacağının sözünü aldıklarını ilan etti.
İnşa edilecek bu modern endüstriyel tesis sayesinde bölgedeki koza üretiminin çok daha profesyonel, standardize ve yüksek rekor verimlilik seviyelerine ulaşacağını aktaran tecrübeli üretici, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinin ardından Türkiye’nin en stratejik ikinci koza üretim merkezinin Nallıhan olduğunu anımsattı. Öztürk, nefesi yettiği ve ömrü elverdiği müddetçe bu kıymetli ata mirasını yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için üretmeye devam edeceğini gururla vurguladı.